July 30, 2008
@ 09:54 AM

BT Akademi 3. yaşına girdi. Gelişen yapısı ve büyüyen iş hacmi ile sektördeki kalitesini daha da artırarak 3. yaşına giren BT Akademi ailesini tebrik ediyorum. Nice nice senelere.

 

 

 

 

 
 
Categories: Yasam

July 30, 2008
@ 09:17 AM

Sevgili Sefer Algan ve Burak Selim Şenyurt ile kısa bir süre önce beğeni ile takip edilen  .NET Radyo'nun 3. ve 4. bölümlerini c#nedir?com da yayınlandı.

3. bölümde ORM ve LINQ konusunda merak edilen ve  sıkça hakkında soru aldığımız Object Relational Mapping kavramı ve LINQ to SQL yaklaşımı üzerinde duruldu. ORM araçlarının amaçları, kullanım alanları , avantaj ve dezavantajları üzerinde durduk.

4.bölümde ise Yeni .Net Kavramları konulu söyleşiyi gerçekleştirdik. .Net Framework 3.0, 3.5, Asp.Net 3.5, Futures, Volta, WCF, WPF, Silverlight, Astoria gibi pek çok kavram üzerinde kısaca durmaya çalıştık. Amaç Microsoft ürünleri ile uygulama geliştiren uzman ya da yeni başlayan geliştiricileri kavram kargaşısından bir nebze de olsa kurtarmayı amaçladık.

Çok kısa bir süre sonra diğer .NET Radyo'ların hazırlanmasına başlayacağımızı belirteyim.


 
Categories: .NET | Inceleme | Yasam

April 3, 2008
@ 01:07 AM
Microsoft Türkiye tarafından Visual C# kategorisinde Microsoft MVP ödülüne layık görüldüm. Beni bu ödüle layık gören ve destekleyenlere teşekkür ediyorum.


 
Categories: Yasam

Bilişim alanında güçlü bir beyin fırtınası estirmek ve fırtınadan öğrencilerin ve bölüm akademisyenlerinin azami derecede faydalanmasını sağlamak amacıyla 28-29 Şubat 2008'de, Bucak Hikmet Tolunay MYO Oğuzhan Kampusü'nde, "2.Bilişim Fırtınası" düzenlendi.

29 Şubat' günü sevgili Sefer Algan ile etkinlikte yer aldık. Açıkcası tam bir süprizler günüydü.Etkinlikte de bahsettiğim gibi gerçekten yürekten "Hoşbulduk" dedirtecek kadar misafirperver ve ilgili öğretim görevlileleri bizi karşılayarak Bucak'a gittik.

Gerek yerel halktan yazılıma gönül verenler, gerek universitenin öğrenciler, gerek öğretim görevlileri dinleyiciler arasındaydı. Ama bundan çok daha önemlisi ilçenin yazılım ile ilgili dersleri olan "lise"lerden de öğrenciler gelmişlerdi. Bu öğrencilerden bir kız "ben bir uygulama yapacağım ama web demi yapsam yoksa windows da mı karar veremedim?" sorusu vardı ki bu beni benden aldı diyebilirim.

Gerek gösterilen ilgi gerek gelen sorulardan katılımcıların yazılıma ne kadar gönül verdikleri ortadaydı. Belki büyük şehirde olmamız belki bilgi paylaşımının bol olduğu bir şehirde yaşıyor olmamızdan mıdır nedir tam anlamış değilim ama bizim gibi yazılımı sevip yazılım alanında ilerlemek isteyen Bucak'lı öğrencilerimizin bizler kadar bilgiye erişme fırsatı olmuyor. Bu yazılıma gösterilen ilgi karşısında inanın "yahu istanbul, ankara ... gibi illerde yapılan seminerlere katılmayan, ya da iş olsun diye katılan, ya da aman dinleneyim ne semineri şimdi" diyenler aklıma geliyor da susmakla yetinmek sanırım daha iyi olacak.

Öğrenciler için faydalı olmak adına elinde gelen tüm özveriyi gösteren ,Tekrardan Okul Müdür Sayın Doç. Dr. Hüseyin DALGAR'a ,Hasan MAZLUM'a, misafirperverliğinden ve ilgisinden dolayı İlker UNAL'a, Recep ÇOLAK'a, yemek tercihlerindeki önerileri ve bizi havaalanına son dakikada yetiştiren sevigili Şeref ÇALKAYA Hocam'a (Kusura bakmayın vedalaşamadık) ve ismini hatırlayamadığım Hoca'larıma teşekkür ediyorum.


 
Categories: Inceleme | Internet | Yasam

16 Şubatta Çankaya üniversitesinde daha önce iki kez Istanbulda düzenlemiş olduğumuz etkinliğimizi gerçekleştirdik. Tüm katılımcılara faydalı olduğumuzu umarım. Etkinliğin düzenlenmesinde başta İlker Acar olmak üzere, diğer MSP arkadaşlara teşekkür ederiz.

Not : Berk sana ayrıca teşekkür ederim ;) o güzel kahvaltı mekanı ile bizleri buluşturduğun için :)




 
Categories: .NET | Yasam

November 26, 2007
@ 11:33 AM

C#nedir?com ekibi olarak çok güzel ve büyük bir etkinliğin daha gerçekleşmesi mutluluğu içerisindeyiz.
Tüm katılımcı arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum kendi adıma.


 
Categories: Yasam

October 5, 2007
@ 11:38 PM

Nerden aklımda kalmış bilmiyorum ama Tv'de yayınlanacağı zaman tanıtımlarını ilgi ile izlemiştim. Malesef yayınlandığında ise ( tekrarlarının olduğunu hatırlıyorum ) izleme fırsatı bulamamıştım. Asansörde iken bir konuşmaya kulak misafiri olduğumda "hay Allah! kan uykusu...ilk fırsatta izlemeliyim" fikri uyandırmıştı. Şirketteydim ve ilk işim  youtube'da aratmak oldu ( google video dan da terk parça halinde izleyebilirsiniz). Ve tüm bölümler 10'ar dk'lık bölümler halindeydi. İzlemeye başladım. Bir belgeselin  insanı bu kadar etkileyeceğini açıkcası ummuyordum ve günümün bu kadar kötü geçeceğini de.

Mutlaka izlenmesi gerektiğini düşündüğüm ( "eh yani günaydın" der gibi olanlar mazur görsün ) bu belgesel yeri gelince gözlerin dolmasına bile neden oluyor. Özellikle son 10 dakikalık bölümde ( Iran'daki bölücü örgüte baskın düzenlenmek istenir, Demirel buna izin vermez, o bölücü örgüt üyeleri karakollarımızdan birisine saldırı düzenler ve onlarca şehit veririz) resmen beynimden  vuruldum. Ve hemen arkasında bu olayların içinde olan bir albayın şu sözleri ise gerçekten düşündürücü

... ölü bir teröristin Türkiye Cumhuriyetine maliyeti 10 tirilyon liradır. Eğer ki biz son 20 yılda 30 bin teröristi bertaraf etmiş isek, Türkiye'nin bundan kaybı 300 katrilyon Türk Lirasıdır. O zaman soru şu; bu 300 katrilyon kime gidiyor ? Terörden doğan rantın nereye gittiğini bilirseniz o zaman terör ile mücadele edilmeyişinin sebeblerini ortaya koyabilirsiniz. Onun içinde şahsi menfaatiniz de olabilir...

Yakın tarihimizde yaşanan (93 - 95 yıllarında PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlar) bu önemli olayların baş kahramanları yaşadıklarını şimdiye kadar izlemediğim birçok görüntü eşliğinde anlatıyor. Tekrar tekrar izlenmesi gereken bir baş yapıt olan kan uykusu, bizler bu yazıları okurken, işlerimizi yaparken, akşam eve gittiğimizde huzurlu  bir şekilde ailemizle yemek yerken birilerinin başka dünyalarda yaşadığını, başka dünyalarda mücadele ettiğini ve günlük yaşamda asla aklımızın ucuna getirmediğimiz, hatırlamadığımız bu insalara gönülden vefa borcumuzun olduğunu hatırlatıyor.

Söylesem tesiri yok,
Sussam,
Gönül razı değil.

               Fuzuli


 
Categories: Yasam

August 14, 2007
@ 03:54 PM

Radyoda denk gelmiştim. Aklıma geldi arattım. İşte sonuç


 
Categories: Yasam

July 20, 2007
@ 10:42 PM
Yazılım alanında çalışan bizler üniversite sınavlarına girerken en "prestijli", en "popüler", en "iyi", ençok "para kazandıran", "en iyi şirketlerde iş bulma imkanı sağlayan" mesleği icra edicek ilgili bölümleri - isimler saymıyorum sizler zaten oralardan mezunsunuz - seçeriz. Neden? Çünkü çok fena kandırıldık, çok pis gaza geldik, çok pis özendirildik!!!

-Abi ne hangi bölümü kazandın?
- Bilg.. (ilgili bölümlerden birisi)
- vaayyy helal... demek hacker olcan ilerde...
-hı ? nasil ?
- olm süper.. mailleri felam hacklicek programlar felam da yazarsın
- şey .. evet.. dimi
-süper yav...
-hıhı süper.. dimi *#$$$^
-senden korkulur artık

Hem de birçoğumuz en iyi üniversitelerden mezun olduk. Mezun olabilmek için geceler boyu çalıştık, günün çok büyük bir bölümünü pc başında geçirerek mezun olmaya çalıştık. İlgili bölümden değil de biraz yakın bölümde okuyanlar ise - mesela ben ( matematik ) - hem kendi bölümümün dersleri ile ilgilenip bir yandan da yazılım alanında kişisel çabalar ile, ya da yandan kurs takviyeleri ile, kendimizi parçalayarak bu sektörde yer edinmek için çalıştık!  Peki ya şimdi ?

Devam etmeden önce "şimdi?" sorusunu bir düşünün derim, sonra devam edelim. Şimdi, birçoğumuz universitelerdeki eğitimlerden memnun değiliz -oysa en kaliteli üniversitelerden mezun olduk ama!!!  - .Ya üniversitedeki değerli eğitim görevlilerimiz bu işi bilmiyor? ya da hala 1980 1990 ların konuları ile "eğitiliyoruz". Birçok yazılım ile ilgili posta gruplarına baktığımızda her sezon benzer sorularla karşılaşıyoruz

"-x algoritmasını bilen? -".
"-x hocası x dersten sınav yapacak, x konusunu anlatmadı ama soruo"
"-x konsunda bitirme aldım lütfen yardım!!"
"-x ile ilgili bir koda ihtiyacım var yardım plsss!!!"
"-x konusu ile ilgili bişi yapacam.. nerden nasil başlayayım"

Ya da  bizler savsaklayıp çalışmıyoruz ki  buna kargalar bile güler. Çok çalışıyoruz bir kere!!! Peki neden memnun değiliz. Sanırm en büyük etken "piyasa" diye tabir ettiğimiz, üniversitenin ilgili bölümlerinden mezun olanların çalışacağı şirketler!!! Sizden üniversitede aldığınız eğitimleri değil sizin onlar için "piyasada" kendilerine para kazandıracağınız konularda bilgili olmanızı isterler, kendisine para kazandırabiliyor musun? Tamam sen onların arkadıkları adamsın!!! Okulun notların onları ilgilendirmez ki. "Piyasalar" bizden neler istiyor diyorsanız, iş ilanlarına bakmanız yeterli. Zaten üniversitelerimizde ucundan azcık belirli konularda iyisiyle kötüsüyle -ki genelde pek de iyi olmadığınu duyuyorum çalışma arkadaşlarımdan - dersler veriyorlar(mış). Tabi bizler de  verilenleri  en iyi  şekilde hatmedip, yüksek notlar alıp bir sonraki sene daha da notlarımızı yükseltme hayalleri kurup, mezun olduğumuzda elimizde yüksek notlarla süslenmiş, parlak diplomalarımızla iş armaya çıktığımızda umduğumuzu bulamıyoruz. Ya sonra? Sonrası malum kişisel tonlarca caba ve para harcayarak piyasanın istediği "eleman" haline dönüşmeye çalıyoruz. Şimdi geri dönüp ilgili bölümleri tercih ederken ki halimizi düşünelim. Üzücü değil mi? Oysaki biz şu anda milyon YTL lik projelerde yer alıyor olmamız lazımdı.

Yenileri geçtim de sekörde 4 5 yıldır çalışan arkadaşlarımıza baktığımızda birçoğunun defalarca  iş değiştirdiğini görüyoruz. Nedeni ise açık!! milyon ytl lik projelerde değiliz? neden belli sömürülüyor.. neden belli istediği kadar para kazanmıyor...neden basit ofislerde daralıyoruz... neden çok çok belli. Bu iş çok ama çok stresli. Bu işi bırakıp bakkal manav olmak isteyen kimse ile karşılaşmadınız mı ? Ben çok karşılaştım. İş kolay değil. Basit bir program yazıyor olsanız bile aşırı derecede kosantre olmalısınız, hata kabul etmeyen bir işle ilgileniyorsunuz, hele bir de binlerce kişinin kullandığı bir yazılım ile ilgili  sorunla karşılaşmışsanız işte stres ile de gerçekten karşılaşmışsınızdır. Geçmiş olsun!

Sonra etrafınızdan serzenişler almaya başlarsınız. Asosyal damgası yersiniz.Sosyal ilişkilerinizde aksamalar başlar. Nasıl başlamasın ki? 17' lik ekran karşısında saatlerimizi geçiriyoruz, günlerce geçirdiğimiz de oluyor, hatta sıkışan bazı projelerde 2 3 gün uyumadan kod yazdığımız da oluyor, hatta sızdığımız anlarda da rüyalarımızda kodlar yazıyoruz, zaman zaman konuşmalarımız da bile aksamalar oluyor.Bundan normal ne olabilir ki? Bizim mesleğimiz yıpratıcı bir meslek. Hala cevap bulabilmiş değilim kaç yaşına kadar yapabilir bir insan bu mesleği. Bu kadar yoğunluk içinde bir de insan ilişkilerinde en iyisini arama gibi bir hastalığa kapılıyorsunuz ki, yanınızdaki kişinin en ufak hatasını kabullenemiyorsunuz. Çünkü gayet kesinlik içeren sorunlarla uğraştığınız mesleğiniz iliklerinize kadar işlemiş.Ekran esirleri olarak gelecekteki planlarımıza biraz daha göz atmakda yarar var. Sağlık sorunlarından bahsetmiyorum bile.. Gözler bozuk, kilolu ya da aşırı zayıf, bel boyun ağrısı çeken ,aklı karışık dalgın asosyaller topluluğunu oluşturuyoruz:)

Bunları düşünmeme neden olan küçük bir olayı anlatayım : 1 gün boyunca f5 veya Debug-> Run Without Debuging menüleri arasında gidip gelmişim. Akşam Outlook'un açık olmadığını fark edince hemen açtım. Ve açar açmaz ilk işim F5'e basmak oldu. Mailler gelmemişti ? Debug menüsünü arıyorum outlook menülerinde.. yok..ay çıldırcam mailler neden gelmiyor ctrl+f5, f5, f6 hiç biri işe yaramıyor! 30 40 sn kadar uğraştıkdan sonra Visual Studio 2005 ile Outlook'u karıştırdığımı fark ettim. Send/Receive ordan bana şaşırmış gözlerle bakıyordu ? Ve ilk gelen mail başlığı "Hocam yardım!"... Asıl ben "Yardım pls???"





 
Categories: Yasam

July 20, 2007
@ 09:43 PM

Selamlar,

Uzun zamandır blog'umla ilgilenemiyorum. Gerek özel yaşantıdaki gelişmeler, gerek iş konusundaki yoğun bir çalışma dönemine ekip olarak girmiş olmamız - bekleyin güzel bir süpriz geliyor!!! - blog için zaman ayırmaya engel oldu. Aslında özeleştiri yapacak olursam, sanki blog en son düşünülecek, en son zaman ayrılması gereken çalışma gibi geliyormuş gibi davranmam hoşuma gitmedi. Aslında işleri önem derecesine göre sıraya sokacak olursa ilk 3 de blog için yazı yazmak yer almalı. Umarım kendi özeleştirimi kendim dikkate alırım bundan sonra:)

Hemen elime geçen programlarımızla ilgili resimlere çok çok geçte kalmış olsam burda yer vereyim.

Sevgili arkadaşlar, her nekadar "hocam, şunu da anlatın, hocam bu nasıl, bunu da isteriz" gibi konu dışı istekleriniz ile kursu 1 hafta daha uzatmış olmanıza rağmen güzel bir program geçirdiğimi belirtmek isterim. Hele de program sonunda 2 3 arkadaşımızın projelerini görünce hem kendi adıma sevindim hem de eğitimin başarılı bir şekilde geçtiğine daha da kanaat ettim. Umarım iş hayatınızda daha da başarılı olursunuz.

 

  
 
Categories: Asp.net | Yasam

Ne zor iştir yahu bu iş!!!

Eğer ebeveyinleriniz ile yaşıyorsanız, odanızda saatlerce verilen projenin zamanında bitmesi ya da verilen ödevin bir an önce yetiştirilmesi için bilgisayar başında vakit geçirmek zorunda olduğunuzdan anne ve babanızın yüzünüzü zor gördüğü şikayetleri ile yaşamak zorundasınızdır. Eğer anne ve babanızdan ayrı yaşıyorsanız - burnunuzda tütmesine rağmen - iş için şehir dışında olduğunuzdan, elinizdeki projenin gecikmemesi için sürekli çabaladığınızdan  onları ziyaret etmediğiniz için sitem dolu serzenişleri sık sık duymak zorundasınızdır.

Eğer evli iseniz, elinizdeki işin eksikliklerini gidermek ya da kişisel gelişiminizi için iş saatleri dışında makale veya blog okuyorsanız bol bol eşinizin sürekli kendisine yeteri kadar zaman ayıramadığını duyup kaprisleri ile yaşamak zorundasınızdır. Eğer kız arkadaşınız ile birlikte yaşıyorsanız da aynı durum geçerlidir. Bir şekilde mucize gerçekleşip de kendinize 1 2 saat zaman ayırma fırsatında da lost izleyeyim olmadı heroes izleyeyim yok fırsat bu fırsat cnbc-e de aylardır izleyemedğiniz family guy'ı izleyeyim dediğiniz de ise durum içler acısıdır. Eşinizden : "boş zamanında bile bana zaman ayırmıyorsun!!!" . E haklı mıdır haksız mıdır tartışılır. Pek de haksız değil sanırım. Ama ben ne olcam ? ya kendim ???

Eğer arkadaş çevreniz varsa - bunca yoğunlukda arkadaş da edinmişsiniz. Bravo!! - siz yeni çıkan library ya da frameworkleri büyük bir iştahla test edip demolar hazırlarken,sizi Dolmabahçe'de çay içmeye davet eden arkadaşlarınızdan görüşememekle ilgili yarı sitem yarı küfür şikayetleri dinlemek zorundasınızdır. Herhangi bir IM - ki genelde MSN Messenger- kullanıyorsanız,siz bilgisayar başında ya sızmışsınızdır ya çalışmaktan yorgun gözlerinizi açamadığınızdan bilgisayarı bile kapatmadan kendinizi yatacak en yakın yere atarken, arkadaşınız MSN den size neden cevap yazmadığınızı ısrarla sormuş, onlarca defa titreşim göndemiş, onlarca satır "orda mısın, neden cevap vermiyorsun" gibi anlamsız satırları yazmıştır. Siz ise sabah uykuya doymamış gözlerle kalkıp bilgisayarınızı kaparken bu yazılanları görüp büyük bir sabırla alttan almak zorunda kalıp arkadaşınıza açıklama yapmak zorundasınızdır.

Eğer iş arkadaş çevreniz varsa, kendileri halı saha maçları,hafta sonu şehirdışı gezileri vs... için liste oluştururken ya da yakınları ile haftasonlarını ya da mesai saati sonlarını değerlendirirken, siz kendinize yıkılan işleri bir an evvel bitirmek için çalışıyorsanız olanlara kulak asmayıp sabretmek zorundasınızdır.

Eğer aile çevreniz varsa, siz ya eğitim veriyorsunuzdur ya da eğitim almak için mesai saatleri dışında dahi eğitime gidip kendinizi geliştirme çabalaması içinde iken, yakınlarınızdan yüzünüze hasret kaldıklarını, "sanal aleme" kendinizi çok kaptırmamanızı, "sanal  alem"in iyi aile kızları ve erkeklerine zararlarından bahsedilir. Hele de işinizden gram anlamayan bir yakın çevreniz varsa" ay senin bu oğlan/kız çok oyun oynuyo..." tespitlerine kulak tıkamak zorunda kalırsınız.

Eminim sizlerin de bu yazıya kendinizce eklediğiniz birçok tespit vardır başınızdan geçen.Ne yapalım. Haklılar. En iyisi bunları okuyacağınıza gidin yatın benim gibi. Sabah yeni bir yaşam! döngüsü sizi bekliyor.

Eh be kardeşim ne zor işmiş bu yazlımcılık.


 
Categories: Yasam

May 27, 2007
@ 08:58 PM
BT Akademi'nin en geniş ve uzun soluklu eğitimi olan bir .NET Akademi'yi daha bitirdik. Eminim ki; katılımcı arkadaşlar aldıkları eğitimler ile iş hayatlarında daha da başarılı olacaklar.


     
 
Categories: Yasam

February 12, 2007
@ 11:31 PM

Hepimizi üzen malum savaşı protesto etmek için hazırlanmış akıl içerikli afişleri şuradan ve şuradan inceleyebilirsimiz. Favorim ise aşağıda.



 
Categories: Yasam

January 3, 2007
@ 12:00 AM

7 yillik gelenek devam ediyor. Yeni bir seneye daha pc basında internet ile girme fırsatını yakaladım ;)


Herkese iyi seneler.


7D7 ile ilgili bazı bilgiler;



UTC = 128128608000000000

Tick = 633 039 840 000 000 000

Toplam geçen gün = 732 685

Toplam geçen saat = 17 584 440

Toplam geçen dakika = 1 055 066 400

Toplam geçen saniye = 63 303 984 000

Toplam geçen milisaniye = 63 303 984 000 000


 
Categories: Yasam

January 1, 2007
@ 12:00 AM

Bayramını sevdiklerinden uzaklarda yaşayanlar için...


Ek : (Vertical Horizon bir konserinde akustik olarak seslendirmiş ki tadından yenmiyor.)



 
Categories: Yasam

December 14, 2006
@ 12:00 AM

Eminim Kasabian seven ya da fanatiği olan bir çok kişi bunu okuduktan sonra "yeni mi duydun? yok daha neler? şimdiye kadar ne dinliodun?" gibi serzenişlerde bulunabilirler. Ama geç de olsa dinlemeye başladığıma sevindim. İlginç bir tarza - britrock olduğunu öğrendim - sahipler. En sevdiğim parçaları ise processed beats. İş yaparken yormadan dinlenebiliyor. En azından iş yaparken biryandan da parçaları ile eğlenebiliyorum. Sanırım uzun bir süre de dinleyeceğime benziyor. Tavsiye olunur.



 
Categories: Yasam

November 3, 2006
@ 12:00 AM

Dün gece sevgili dostum Sefer Algan ile SINAV filmini izlemeye gittik. Biraz tereddütte kaldık. Sınav'a mı girelim yoksa Koruyucu'ya mı diye. Kazanan Yeşilçam olsun dedik ve filme girdik biraz da şüphe ile. Her zaman 3 5 kişi olan sinemada yaklaşık 20 25 kişiyi görünce - saatin geç olması da buna etken - baya bir şaşırdık. Film gayet güzel. Özellikle kurgusu güzel hazırlanmış, izleyiciyi filmin sonunda ağzı açık bırakıyor. Oyuncular da gayet iyi performans göstermişler. Özellikle film müzikleri çok tanıdık gelecek. Sık sık filmde geçmişe ve filmin ilerisine geçişler yaşıyorsunuz siyah bol bol kullanılmış beyaz karelerle.Biraz gençlere hitap eden bir film olmasına karşın, yer yer ağır hüzün, yer yer komedi, yer yer heycan kısacası film de herşey var. Özellikle çok küfür kullanmadan ilginç espriler dönüyor. Jan kılod vam dam'ın filme girmesi de ayrı bir hava katmış gerçekten. İzlemenizi tavsiye ederim.  



 
Categories: Yasam

October 27, 2006
@ 12:00 AM

Bakarsın 7 yıl sonra bilemedin 10 15 yıl sonra... bakarsın hiç. Ama birgün bunları okursan bilki senin farkına bugün vardık.


HOŞGELDIN!


 
Categories: Yasam

October 22, 2006
@ 12:00 AM

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.


Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içindeolduğunu görmüş.


Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine, resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemişfakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.


Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.


Usta ressam şöyle demiş:


"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün.Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir.
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."


 
Categories: Yasam

October 17, 2006
@ 12:00 AM

Bu kısa videoda güzellik kavramını "net" bir şekilde tekrar düşünmemiz gerektiğini vurguluyor. Sanırım!


 
Categories: Yasam

September 6, 2006
@ 12:00 AM

Güneş yükselmeden kuşluk yerine 
Bir adam camiden döndü evine 
Oturdu sessizce yer minderine 

Kızı " bayram" dedi, yalinayaklı 
Adam " Bayram" dedi tam ağlamaklı 

Eli öpüldükçe içi burkuldu 
Konuşmak istedi dili tutuldu 
Güç bela ağzından bir " of" kurtuldu 

Oğlu " Bayram dedi sırtı yamalı 
Adam " he ya" dedi gözü kapalı 

Düşündü kış yakın, evde odun Yok 
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok 
Yok yoka karışmış: tuz yok, sabun yok 

Avrat " Bayram" dedi eğdi başını 
Adam " evet" dedi, sıktı dişini 

Çalışsa ne iş var, ne cepte para 
Dağ oldu içinde büyüyen yara 
Dikti gözlerini karşı duvara 

Takvim " Bayram" dedi, silindi yazı 
Adam " öyle" dedi, bağrında sızı 

Döndürse yönünü herhangi dosta 
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta 
Aylar, yıllar, günler erirken yasta; 

Yer - gök " Bayram" dedi ağzını açtı; 
Adam " Bayram" dedi evinden kaçtı.


Abdurrahim Karakoç


 
Categories: Yasam

September 3, 2006
@ 12:00 AM










 
Categories: Yasam

August 14, 2006
@ 12:00 AM

Uzun zamandır film izlemeye fırsat bulamıyordum. İşten güçten fırsat bulunca ilk işim arkaşımın son dakikada çantama attığı VCD'yi  izlemek oldu. Gösterimden çıkalı bir hayli zaman olmasına karşın sık sık hakkında güzel yorumlar işittiğim Babam ve Oğlum seyrettiğim filmler arasında enler listeme girdi. Kısacası ağlatan bir film. Oyunculuklar hakkında söyleyeceğim tek şey mükemmel ötesi. Ama Fikret Kuşkan bir başkaydı. Yetkin Dikiciler yine oyunculuğun - nedeni sormamamız gereken bir özürü olan Abi rolü ile  - zirvesinde idi sevigili Amca. Binnur Kaya da olmasa film tam drama olacakmış. Çetin Tekindor ise sizi ağlatacak olan oyuncu. İzlerken hastanedeki kantin sahnesinde Çetin Tekindor konuşurken kendinizi tutmayın!!!


Senaryo gayet sürükleyici, dikkat dağıtmadan izleyiciyi konuya ve sokulmak istenen atmosfere rahatlıkla sokabiliyor. Ağlarken etrafınızdakilere çaktırmadan gözyaşlarınızı silebileceğiniz komik sahneler de yok değil. Bir klasik artık benim gözümde.


Özellikle sevdiğiniz insanlarla birlikte bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Sevdikerinizin kıymetini kaybettiğiniz zaman değerini anlayacağınızdan değil.. Kaybettiklerinizin değerini bir kez daha anlamak için.


- Ona bir oda ver baba.. gidecek hiçbir yeri yok!
- Sen benim oğlumsun.Canımdan öte cansın.Bu kadar diyeceğim.  Gerisini sen anlayıver gayrı.
- Sen beni ancak baba olunca anlayacaksın demiştim.
- Insan büyüyünce hayelleri küçülür mü?
- gördün mü evlat neymiş...
- baba oğluma söylemek istediğim çok şey var.benim yerime sen söylersin baba
- herkes nerde ? İhtilal oldu...
- ben ona içimden hep sadık derim.


 


 
Categories: Yasam

August 1, 2006
@ 12:00 AM

İlk başta pek inandırıcı gelmese de dinlediğinizde bir süre sonra gerçekten  de enstruman kullanılmadığını anlayacaksınız. Kendisini tebrik ediyor, kod yazmanın da bir sanat olduğunu sevgili Bülent'e hatırlattıkdan sonra  C# kodları ile de bu çalışmaya benzer güzellikler çıkarmasını bekliyorum.

Peki o sesler ? kap kaçak çatal bıçak işte.


 
Categories: Yasam

July 5, 2006
@ 12:00 AM
Categories: Yasam

June 18, 2006
@ 12:00 AM


 
Categories: Yasam

using Internet;


class Blog

{

     public static void Main()

    {

         Blog oguzyagmur = new Blog("http://www.oguzyagmur.com");

    }

}


 
Categories: Yasam