December 17, 2009
@ 04:24 PM

Geçenlerde bir konuşma sırasında "yahu farkında değiliz de çok ama bir çok siteye erişim kapalı" içerikli düşüncelerin gidip geldiğini hatırlıyorum.

İçimden de "yok yahu o kadar da değildir" gibi cümleler kurduğumu da hatırlıyorum.Ama şimdi bakıyorum ki bu işin suyunun da suyu çıkmış durumda. Google'in işletim sisteminin kaynak kodlarını indireyim dediğimde karşıma gelen sonuç şok etti beni

Diyecek pek birşeyim kalmadı artık kendi kendimi biplemekten başka


 
Categories: Yasam

November 9, 2009
@ 11:00 PM

Berlin, soğuk soğudukça da soğuyor. Pazar günü sanırım hiçbir "Berlin"li dışarı çıkmıyor! 
Pazartesi insan yüzü görebildik. Sony Center küçük, ünlü meydanlarında 5 6 kişi var.

Berlin Metrosu, Peh! karışık değil gözünüzü korkutmasınlar. Üç dakikalık arge çalışması yeterli anlamak için.

David Chappell, iyi bir konuşmacı. Azure konusunda kafamdakı "cloud" ları kaldırdı diyebilirim.

Tech-ed, Katılım oldukça fazla. İçerik konusunda daha doğrusu sunum ve kalite konusunda sıkıntı olduğu kanaatindeyim. Yemekler ve ikramlar berbat!

Anı, Visual Studio 2010 ultimate Beta 2 den bahseden konusmacı "Choose a Defaul Collections of Settings" ekranına yeni gelen "Web Development (Code Optimized) " seçeneğinden bahsederken kimlerin "Visual Basic Development Settings" kullandığını sorar. Salon yaklasık 300 400 kişiliktir. Sadece iki veya üç el kalkar. Ardından "Visual C# Development Settings" kullnanları sorar ve hemen hemen tüm eller kalkmıştır. Sonra hafif bir sessizlik sonrasında ise salon kahkahalar içinde kopmaya başlar.

ASP.NET 4.0 daki yenilikler çok da iç açıcı değil. Ama çoğu kimsenin yaralarına merhem olacabileceğini düşündürüyor.

-Html içerisinde snippet kullanımı güzel. (VS 2010 ile)
-Dinamik javascript intellisence özelliği ile javascript kodlamak çok kolaylaşıyor (VS  2010 ile)

Performans
- Session State Compression Options
- Auto Start Web Applications
- Per Application Performance Monitor
Extensibility
-
Extensible Output Cache
- Extensible HTML / URL Encoding
- Extensible Request Validations

Minimized Web.config (cidden minimize olmuş ama)

ListView, CheckBoxList, FormView , Menü gibi kontrollerde gelişmeler olmuş. ViewStateMode artık inherit değer alabiliyor. ClientIDMode sayesinde artık karman çorman kontrol isimlerinden kurtulabiliyoruz istersek.

<%:  sayesinde XSS ler önleyebiliyoruz.

Page.Keywords ve Page.Descriptions sayesinde SEO daha da etkin kullanılabilinecek.

Önümüzdeki etkinlikleri bekliyoruz.

 


 
Categories: .NET | Inceleme | Yasam

November 8, 2009
@ 06:17 PM

Su anda burdan bu blog yazisini yazmaktayim (karekterlerle ilgili suclamalari simdiden kabul etmedigimi belirteyim). 9 - 13 Kasim tarihleri arasinda duzenlenecek olan Microsoft Tech-ed 2009 Europe / Berlin etkinligindeyim.

Oldukca verimli gececegini dusundugum bu etkinlik ile ilgili bilgileri eger mumkun olursa gunluk paylasmayi planliyorum. olmazsa da tumden bir yazi ile sizlerle paylasirim dusuncesindeyim. Bu gunu soyle ozetleyebilirim :

Berlin,  kucuk istanbul , eski bir sehir, soguk, cok sessiz

Berlindeki Turk'ler, oldukca misafirperver, heryerdeler

Hasir, Turkiyede bile boyle guzel yemekleri olan yer cok az

Mercedes, karizma sifir oldu burdaki taksileri gorunce

Metro, eski ama baya is goruyor ve Berlin AB bolgesi 7 gunluk metro bileti 26.2 Avro

Almanca, nasil bir dil bu! kufursitendam mi nedir hala telaffuz edemiyorum.

Tech-ed, simdilik cok sessiz bir aksiyon yok, sinirsiz icecek yine her zamanki gibi


 
Categories: Yasam

Yine çok eğlenceli ve verimli bir OOP & Desing Patterns  eğitim daha gerçekleştirdik.

Katılımcı arkadaşlara derslerin eğlenceli ve verimli geçmesindeki katkıları için teşekkür ediyorum.



 
Categories: Yasam

April 13, 2009
@ 02:28 PM

Yine bir OOP Principles & Design Patterns (Tasarım Kalıpları)  eğitimini daha sonlandırdık. Güzel geçen 32 saat sonunda ( sanırım daha mı fazla sürdü ne ;) ) tüm tasarım kalıplarını çiçek böcek araba'dan ziyade gerçek hayat örnekleri ile inceledik.

Her yazılımcı için "kesinlikle öğrenilmeli, bilinmeli" dediğimiz bu eğitimin detaylarını şurdaki linkten inceleyebilirsiniz.


 
Categories: C# | Yasam

January 30, 2009
@ 03:27 PM

Uzun zamandır dost sohbetlerinde bazı konuların herzamankinden daha sık konuşulması dikkatimi çekiyor. Her konuşmada aslında farklı fikirler farklı yaklaşımlar da ortaya çıkmıyor değil. Ben de sizleri özetle bu konuya ortak etmeye çalışarak, biraz olsun belirli sorular sordurmak niyetindeyim.

Yaklaşık bundan 11 yıl önce programlamaya adım atmak istediğimde ilk yaptığım iş çevremde ilk bulduğum "iyi" programcıya yapışmak ve beni programlama konusunda yönlendirmesini istemem oldu. Elimde bir Delphi 3 CD’si ve almam gereken bir kitabın isminden başka birşey yoktu. Hemen sahaflardan kitabi edindikten sonra yaklaşık 3 – 4 ay uğraştım ve kitapdaki örnekleri çok güzel anlamama rağmen kendim birşeyler yapmak istediğimde takıldığımı farkettim. Sorunun bende olduğunu düşünürken yapmak istediklerim çok temel bilgilerle yapılabilmesi gerektiğini arkasından da aslında bu bilgilerin kitapta olmadığını farkettim. Kitap sadece sürükle bırak işlemleri ve IDEnin sunduğu imkanlarla en kolay şekilde nasıl bazı uygulamaların geliştirildiğinden bahsetmek öte gitmiyordu.Kullanılan dil ile ilgili çok yüzeysel bilgilerle geçiştirilmiş – ki şimdi o kitap elimde olsa o bilgilerin doğru olup olmadığına bakardım , bir ton yanlışlık içerdiğine eminim - işin mantığından uzak sadece birbiri ile bağlantısız problemleri çözen bilgiler içeren, kısaca "buton altı programcılar" yetiştiren bir kitapdan ibaret olduğunu belirli bir aşama kat ettikden sonra anlamam zor olmadı. Bu arada konu ile ilgili başka kitapları da incelediğimde benzer durumların olduğunu görmem beni üzdü açıkcası. 2 – 3 sene sonra ise bu "sevgili" yazarlarımızın aslında her konuya oldukça hakim olduklarını ve kitap yazabilecek seviyede de bilgili olduklarını gördüm.Oldukça ironik bir durum açıkcası!. Ama bu ironi, zaman içerisinde meslek arkadaşlarım ile konuşmalarımda ya da kullanıcı grubu sitelerindeki forumlarda yazılanları ve sorulan soruları gördükçe bende trajediye dönüştü. Artık yazılım dünyasında öyle bir kitle oluşmuştu ki – o zamanlarda kaynak sıkıntısının olması ve ne yazıkki bilgiye erişimin alternatiflerinin yeterli olmamasındanbahsettiğim kitapları okuyarak programcılık yapıyorlardı. Eminim o yıllarda programlamay başlayan ve bu yazıyı okuyan meslektaşlarım hangi yazarlardan ve kitaplardan bahsettiğimi çok iyi biliyorlardır. Ve inanır mısınız ben hala bundan 2 sene öncesine kadar bir umut kitapçılara "iyi bir kitap bulayım da gerek öğrenci arkadaşlarıma tavsiye edeyim gerekse de kendim için başka bir meslektaşımın konulara bakış açısından faydalanayım" mantığı ile ara ara uğrardım. Ama malesef artık onu da yapmıyorum. Tabi ki zaman içerisinde kaliteli ve özgün kitaplar da çıktı ve hala bu kitapların 8., 9., 10. baskılarını görmekteyiz, teşekkürlerimi sunarım bu yazarlarımıza. Ve işin en üzücü yanı da bu gidişatın son 2 yıl içinde yine başa dönmesi.
.
Yani aktörlerin değişmesine rağmen senaryoların aynı kalması. Sonuç ; yine bilgiden yoksun, mantıkdan yoksun, kurulum ve ekran görüntüleri resimleri ile yarısı dolmuş , tamamen saçma ve anlamsız basit örneklerle dolu ,fiyatı gramajından ağır ve kendisini her konuda bilgili sanan yazdığı içerikler iyi okunduğunda aslında konudan bihaber yazarların yazdığı kitaplar yine vitrinleri süslemekte.İşin kötüsü de yine programlamaya yeni başlayan arkadaşlarımızın elinde bu kitaplar dolanmakta. Bu konu ile ilgili çevremde " ya bu kitapları onaylayan birileri olsun, belirli bir kontrolden geçsin öyle yayınlansın" gibi yöntemler duyuyorum. Peki bu kitapları basanların işine gelmeyecektir. Hatta iyi ya da kötü bir şekilde kitap basımı için "sevgili yazarlarımız" teşvik bile ediliyor malesef.

Bahsi geçen yıllar ile günümüz arasında oldukça farklar oluştu zaman içerisinde. Örneğin o zamanlarda kitap yazmak kitabı olmak oldukça etkili bir işken şimdi isteyen istediği gibi kitap yazabiliyor.İşin ilginç yanı kısa metrajlı filmler de yani makaleler de günümüzde kitaplar kadar rağbet görebiliyor. Bilgiye erişim aracı olarak belki de artık günümüzde kitaplardan çok makaleler kullanılıyor gibi. Kitaplardan daha kolay bir şekilde ve ücertsiz olarak makalelere erişilebilmesi bence korkutucu bir durum oluşturuyor.Bu kitaplarda ya da makalelerde anlaşılır eğitici örneklerin ve yazıyı yazanın edindiği deneyimlerin okuyucuya aktarılmasını geçtim doğru bilgi bulmak artık mesleğe ve konulara o kadar uzak ki "sevgili yazarımız" , yazı yazmak için esinlendiği kaynakları okurken tam anlayamadığından olsa gerek – bile oldukça zor artık. Yani bilgiye erişimin kolaylaşması aslında doğru bilginin değil de kirli ve ne amaçla yazıldığı "belli olmayan" – aslında bilen bilir ne amaçla yazıldığı da - yazıların ya da kitapların "Türkçe içerik az! çok olsun!","Bilgi paylaştıkça çoğalır!" naraları ile bilgi çöplüğüne dönüştürüldüğü ve bu çöplükte programlamaya yeni başlayan arkadaşları düşündükçe kendimi önceden içinde bulunduğum ortamı göz önüne alarak daha şanslı hissediyorum. En azından etkileneceğim ya da yanlış şeyleri öğreneceğim kaynak kısıtlı iken şimdiki durum... Üzücü.Yazımın başında da bahsettiğim gibi şu sıralar bu konular üzerine sohbetlerin sıklığının artmasının bir açıklayıcı nedeni olduğunu umarım anlatabiliyorumdur. Lütfen bu yazıdan sonra ya da şimdi http://ileriseviye.org/arasayfa.php?inode=programmingtenyears.html linkindeki yazıyı okuyunuz. Oldukça güzel ve insanın kafasında soru işaretleri oluşturacak bir yazı.

Günümüzde kişisel gelişim için ya da mesleki bilginin artması için yapılması gereken bir eğitim kurumdan eğitim almak ya da seminerlere katılmak da bir başka artarak tercih edilen yoldur. Eğitimdeki amaç bilgili ve en önemlisi deneyimli birisinden programalama sanatını öğrenmektir. Eğitimdeki geçirilen 100 dk içerisindeki edinimlerin 1000dk makale okumakla edinilemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü eğitim kurumundaki "eğitmen" size deneyimlerini aktaracaktır. Sizin öğrenmek istediklerinizi o çok uzun zaman önce öğrenmiş bunları kullanmış neyin nasıl olacağını çok iyi biliyordur. Örneğin neden buton altına veritabanına bağlantı sağlayan kodların yazılmayacağını bunun ayrı bir katman olarak tasarlanması gerektiği vs vs.... Çünkü eğitmen buton altına yazıldığında ilerde neler olabileceğini proje büyüdükçe ne gibi sıkıntılar oluşturabileceği konusunda deneyim edinmiştir, lütfen dikkat edin deneyim edinmiştir, yaşamıştır, görmüştür, sonuçları ile karşılaşmıştır.Bunlar çok ama çok önemli edinimlerdir. Ve o eğitime gelenlerin sorularına da daha önceden edindiği deneyimlerden yola çıkıp "yorumlayarak" cevap verebilecektir. Oysaki piyasadaki eğitim kurumlarını ve eğitmenleri incelediğinizde durumun ne kadar vehamet vereceğini göreceksiniz. Eğitim artık ticari bir meta olmuş olduğunu, eğitim içeriklerinin sadece belirli sınavları geçmeye yönelik olduğunu, eğitim kurumlarının gelen talepleri değerlendirmek için eğitmen eksikliğine rağmen eğitimi açmak için bir önceki sınıflarda öğrenci olanların eğitmen olarak sınıflara sokulduğunu, yazılım ve proje deneyimi olmayanların eğitmen yapıldığını, hayatında hiçbir şekilde eğitim verdiği konu ile ilgili proje deyimi yaşamamış - E be adam sen de! Yeni işte hemen projede kullanıp deneyim mi edinmek lazım diye sorarsanız şunu derim : daha önce deneyim sahibi ise bu yenliklerin amacını algılayıp kısa sürede konuya hakim olabilir. Oysaki her yenilik sanki çok büyük bir olaymış, sanki ilk defa keşfedilmiş gibi anlatılıp yine kitleler yanlış yönlendirilmektedir.- olması dikkate alınmadan eğitim ceya seminer verebildiğini göreceksiniz. Malesef üzülerek belirtmek isterim ki Türkiye’deki eğitim sektöründeki eğitmenler tam tersi bir durum içerisindedirler. Hiçbir deneyime sahip değilken "eğitim vereyim deneyim sahibi olurum sonra da yazılım yapmaya başlarım" mantığı içerisindedirler ya da yönlendirilmektedirler. Peki bu durumda sizden eğitim almak için gelen katılımcıların emekleri, paraları ve daha da önemlisi zamanları ne olacak ? Bazı ortamlarda ayak üstü sohbetlerde anlaıyoruz ki bu şekilde eğitim kazasına uğramış kitle hiç de küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Peki siz görmüyüyor musunuz çevrenizde birçok sertifika sahibi ama proje yapmaya başlayınca eli ayağına karışan kişileri ? Bu kişiler nerden çıkıyor, nasıl bu hale geliyor ? Umarım açıklayabilmişimdir. Herzaman – kendi öğrencilerim de dahil olmak üzere şunu söylerim; eğitim kurumu, yeri , şartları, olanakları vs vs önemli değildir, yeter ki eğitmen deneyimli ve bilgili olsun. Emin olabilirsiniz ki o eğitim size düşünemeyeceğiniz kadar faydalı olacaktır.

Gelelim seminere!Seminer, ne kadar kolay değil mi? Birisi çıkar bir konu hakkında 1 bilemedin 2 saat konuşur, yeniliklerden bahseder. Tabi konular yenilik olduğu için biz de öyle ağzımız açık dinleriz. Çünkü yeniliktir, sorulacak çokşey yoktur. Basit bir iş, ürün tanıtımı. Ha ben bu olmasın demiyorum kesinlikle. Bu da olması gereken bir iş, vizyon kazanmak için güzel bir imkan. Amma velakin, nereye kadar be kardeşim! Sen o yenilikleri gördün ettin kullanmaya karar verdin, peki ya sonrası ? Aldın projede kullanacaksın, sağdan soldan bilgilere eriştin, peki o bilgilere biraz dikkat ettiğimizde ne kadar yüzeysel olduğunu görüyor muyuz ? Onu al sürükle bu var bunu da şuna koy, ordan hazırı var al onu...Yok artık! Bir süre sonra bunları "bir bilene" sorma ihtıyacı çekip bilenlerin kullanıcı grupları ile buluştuğu etkinliklere baktığınızda yeniliklerden başka birşey görebiliyor musunuz ? Oysaki seminerlerden biraz da olsun beklenen kullanılan teknoljilerin ve ürünleri gerçek hayat uygulamarında kullanılırken yaşanan sorunlar ve bu sorunların aşımı üzerindeki edinilen deneyimlerin paylaşılmasıdır. Ama malesef bu düzeyde seminerler gerçekleştirebilecek kişi sayısı ne kadar az değil mi ? Çok uzatmadan bu konudaki beni üzen kısım bu yenilik anlatan deneyimsiz, bir gecede slayt hazırlayıp insanların karşısına çıktıkdan sonra "sektörün önde gidenleri", "her şeyi yalamış yumuş adam","adama bak her şeyi biliyor" .... şeklindeki etiketlerle insanları yanlış yönlendirmelerinden kaynaklanan sorunlardır. Inanın arkadaşlar siz onlardan daha çok şey biliyorsunuz! Çünkü siz onları kullanıyor, onlarla ürünler çıkarıyor neyin ne olduğunu çok daha iyi biliyorsunuz!

Sonuç olarak kötü bir nesil yetişmekte, bu nesli eğitecek kurum ve kuruluşlar da dibe vurmuş durumda malesef. Benim yaşadığım olayları bu işlere yeni başlayanlar yada henüz başında olanlar yaşamasın istiyorum! İş görüşmelerinde elinde setifikalarla gelip birkaç soru sonrası temel özelliklere bile sahip olamayan ve yüzü kızarark iş görüşmelerinden ayrılan arkadaşlarımız olmasın istiyorum. Kral çıplak mı bilemiyorum ama şapkamızı lütfen önümüze koyalım ve yanlış yetişen bir yazılımcı kitlemiz olmasın, olmaması için elimizden geleni yaplım, seçici olalım, birşeylerin farkına varalım!.


 
Categories: Inceleme | Internet | Yasam

Şurda duyurusunu yaptığımız etkinlik gerçekleşti. Kendi adıma oldukça zevkli ve eğlenceli geçen (umarım katlımcılar da aynı fikirdedir ;) ) güzel sorunların geldiği ASP.NET Application Life Cycle ve Page Life Cycle konulu seminerimin slayt ve örneklerini
sunum.rar (125.63 KB) linkinden indirebilirsiniz.

Birbaşka etkinlikte görüşmek üzere.

   


   
 
Categories: .NET | Asp.net | Yasam

January 21, 2009
@ 10:00 AM

 


Havuza dalmak için atlamadan önce derin bir nefes alınır ve uzun bir dalmadan sonra kafa suyun üstüne çıkarıldığında alınan o derin nefesin kıymetini dalanlardan iyi bilen olamaz. Ve ilk suyun yüzüne çıkıp arkaya bakıldığında alınan mesafenin çokluğu oldukça sevindiricidir.

Sevgili dnabahar sınıfı; umarım aldığınız mesafe sizleri beklediğiniz noktalara erişmenizi sağlamıştır. Bu dalma zamanında edinilen deneyimlerin sonraki dalmalarınızda size kolaylıklar sağlamasını dilerim.

Not : Bana henüz " hocam son ders 100 tane şey göndereceğinizi söylediniz ama hala elimizde bişi yok! " konulu mail gelmediği için tembellik yaptığımı burdan halka arz ederim:)

 

 

 


 
Categories: .NET | Yasam

Görüşmek üzere ;)


Uzun bir aradan sonra tekrar İstanbul'da güzel bir etkinlik ile karşınızdayız. Ankara ve İzmir derken biraz İstanbul'u boşladığımızı kabul ediyorum. Ama önümüzdeki dönemde bolca telafilerimiz olacak. Gelelim konumuza; INETA Professional Hit!

İki günlük bir etkinlik dizisi ile bu sefer Microsoft binasında buluşuyoruz. Fakat farklı bir şeyler var! Türkiye'de ilk defa tamamen Level 300 ve üstü oturumlardan oluşan halka açık bir aktivite yapıyoruz. Gelin bu konuyu biraz açıklığa kavuşturalım ve şu Level konusuna göz atalım.

  • Level 100: Bahsi geçen konuya giriş ve genel anlatım içerir. Katılımcıların oturumun konusu ile ilgili herhangi bir bilgi birikimine sahip olmadıkları ön görülür.
  • Level 200: Level 100 bilgisine sahip olunduğunu ve buna ek olarak anlatılacak konu ile ilgili genel bir bilgi birikiminin katılımcılarda olduğu var sayılır. Genelde bu oturumlarda anlatılan teknolojilerin detayları ve kullanım alanları ile ilgili gerçek hayat senaryoları işlenir.
  • Level 300: Anlatılacak konu ile ilgili Level 200 bilgisine sahip olunduğu düşünülür. Bu oturumlarda bahsi geçen teknolojilerin uç noktada kullanımına dair örnekler derinlemesine işlenir.
  • Level 400: Bu oturumlar uzmanından uzmanına oturumlardır. Anlatılan teknoloji ile ilgili en gelişmiş ve üst seviyeli bilginin aktarıldığı bu oturumlar ürünlerin üst sınırlarını zorlayan oturumlardır.

Gördüğünüz gibi normal şartlarda bizim INETA tarafındaki etkinliklerimiz ağırlıklı olarak Level 100 ile Level 200 arasında dolaşıyor. Genel olarak baktığımızda bu seviyenin üzerinde etkinliklerin eksikliğini sizler de değerlendirme formlarında defalarca dile getirdiniz. INETA Professional Hit tamamen uzmanlara hitap eden Level 300 ve Level 400 oturumlar içeriyor. Bu kapsamda giriş seviyesi bir beklenti ile etkinliğe gelmemekte fayda var. Giriş seviyesi için yakın zamanda bir etkinliğimiz daha olacak.

Program içeriğimiz ve oturumların seviyeleri şu şekilde;

24 Ocak

10.00-12.30 Silverlight ile Veri Uygulamaları - Daron Yöndem - Level 300
13.00-16.00 ADO.NET Data Services -
Burak Selim Şenyurt - Level 300
16.30-18.00 SharePoint üzerinde özel kolon geliştirmek -
Nezih Tınas - Level 400

25 Ocak

10.00-12.30 Derinlerde C# 3.0 - Burak Selim Şenyurt - Level 300
13.00-15.00 ASP.NET AJAX 4.0 -
Daron Yöndem - Level 300
15.30-18.00 Asp.Net Application ve Page LifeCycle -
Oğuz Yağmur - Level 300

Etkinlik Microsoft İstanbul ofisinde olacak. Adres şu şekilde; Bellevue Residence, Levent Mahallesi Aydin Sokak, No: 7 Levent

Etkinliğe katılabilmeniz için aşağıdaki adresten kayıt olmanız gerekiyor.

http://daron.yondem.com/kayit/

Çok yakında giriş seviyesi etkinliklerde de görüşmek üzere.


 
Categories: .NET | Yasam

December 31, 2008
@ 10:06 AM

SharePoint konusunda Turkiye MVP'lerinden Evren Ayan ve Oktay Sert'in çalışmaları sonucunda hayata geçen SharepointTurkıye.org 'a başarılar diliyorum.

 

2001 yılından bu yana çeşitli versiyonlar ile kurumların intranet, içerik yönetimi, arama hizmetleri, form yönetimi gibi konulardaki ihtiyaçlarına çözüm bulmak amacıyla Microsoft tarafından sürekli yenilenen Sharepoint uygulaması 2006 yılının sonu itibariyle lanse edilen Windows Sharepoint Services 3.0 ve Microsoft Office Sharepoint Server 2007 ile beraber çok daha kullanışlı ve pek çok kurum tarafından tercih edilir bir yapıya kavuştu.

 

Yine aynı tarihler Sharepoint konusunda paylaşımların da arttığı, bu konuda organizasyonların kurulduğu, etkinliklerin düzenlendiği bir yapının oluşturulmaya başlamasına, bu konuda uzmanlaşmış insanların bLogger, vLogger gibi etiketlerle paylaşım piyasalarındaki yerlerinde bu ürüne de yer vermeye başlamalarına karşılık geldi.

 

Bu konuda gerçekleşen en büyük girişimlerden biri olan ISPA(International Sharepoint Professionals Association) aracılığı ile tüm dünyada kullanıcı grupları ve portaller oluşturuldu.

 

ISPA üyesi ve Türkiye'nin ilk Sharepoint Kullanıcı grubu olan SharepointTurkiye.Org'da tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz kurumsal IT yapılanmasında da önemli yer teşkil etmeye başlayan Windows Sharepoint Services 3.0 (WSS v3) ve Microsoft Office Sharepoint Server 2007 (MOSS 2007) konusunda bilginin paylaşımı, pek çok verinin tek bir adresten ve mümkün oldukça Türkçe bir şekilde sunulabilmesi amacıyla oluşturuldu.

 

Bugün itibariyle resmen açık olan ve ziyaretçi kabul etmeye başlayan bu platform aracılığı ile Sharepoint hakkında merak ettiğiniz pek çok konuya açıklık getirmek, pek çok bilgiye tek adresten erişiminizi sağlamak, Türkiye ve dünyadaki Sharepoint etkinlikleri hakkında bilgi sahibi olmak ve ürünün gelişimini beraber takip etmek, haberdar etmek, farkındalık yaratmak hedeflenmiştir.

 

Genel anlamda Sharepoint platformu hakkında sürekli elinizin altında olması gereken bilgilere ulaşabileceğiniz bu platform, blog yapısıyla dinamik içeriklerden ve yeniliklerden de haberdar olmanızı sağlayacak bir yapıya kavuşmayı hedeflemektedir.

 

Hayırlı olması, bilgilerin işinize yaraması dileklerimizle...


 
Categories: Inceleme | Yasam

July 30, 2008
@ 09:54 AM

BT Akademi 3. yaşına girdi. Gelişen yapısı ve büyüyen iş hacmi ile sektördeki kalitesini daha da artırarak 3. yaşına giren BT Akademi ailesini tebrik ediyorum. Nice nice senelere.

 

 

 

 

 
 
Categories: Yasam

July 30, 2008
@ 09:17 AM

Sevgili Sefer Algan ve Burak Selim Şenyurt ile kısa bir süre önce beğeni ile takip edilen  .NET Radyo'nun 3. ve 4. bölümlerini c#nedir?com da yayınlandı.

3. bölümde ORM ve LINQ konusunda merak edilen ve  sıkça hakkında soru aldığımız Object Relational Mapping kavramı ve LINQ to SQL yaklaşımı üzerinde duruldu. ORM araçlarının amaçları, kullanım alanları , avantaj ve dezavantajları üzerinde durduk.

4.bölümde ise Yeni .Net Kavramları konulu söyleşiyi gerçekleştirdik. .Net Framework 3.0, 3.5, Asp.Net 3.5, Futures, Volta, WCF, WPF, Silverlight, Astoria gibi pek çok kavram üzerinde kısaca durmaya çalıştık. Amaç Microsoft ürünleri ile uygulama geliştiren uzman ya da yeni başlayan geliştiricileri kavram kargaşısından bir nebze de olsa kurtarmayı amaçladık.

Çok kısa bir süre sonra diğer .NET Radyo'ların hazırlanmasına başlayacağımızı belirteyim.


 
Categories: .NET | Inceleme | Yasam

April 3, 2008
@ 01:07 AM
Microsoft Türkiye tarafından Visual C# kategorisinde Microsoft MVP ödülüne layık görüldüm. Beni bu ödüle layık gören ve destekleyenlere teşekkür ediyorum.


 
Categories: Yasam

Bilişim alanında güçlü bir beyin fırtınası estirmek ve fırtınadan öğrencilerin ve bölüm akademisyenlerinin azami derecede faydalanmasını sağlamak amacıyla 28-29 Şubat 2008'de, Bucak Hikmet Tolunay MYO Oğuzhan Kampusü'nde, "2.Bilişim Fırtınası" düzenlendi.

29 Şubat' günü sevgili Sefer Algan ile etkinlikte yer aldık. Açıkcası tam bir süprizler günüydü.Etkinlikte de bahsettiğim gibi gerçekten yürekten "Hoşbulduk" dedirtecek kadar misafirperver ve ilgili öğretim görevlileleri bizi karşılayarak Bucak'a gittik.

Gerek yerel halktan yazılıma gönül verenler, gerek universitenin öğrenciler, gerek öğretim görevlileri dinleyiciler arasındaydı. Ama bundan çok daha önemlisi ilçenin yazılım ile ilgili dersleri olan "lise"lerden de öğrenciler gelmişlerdi. Bu öğrencilerden bir kız "ben bir uygulama yapacağım ama web demi yapsam yoksa windows da mı karar veremedim?" sorusu vardı ki bu beni benden aldı diyebilirim.

Gerek gösterilen ilgi gerek gelen sorulardan katılımcıların yazılıma ne kadar gönül verdikleri ortadaydı. Belki büyük şehirde olmamız belki bilgi paylaşımının bol olduğu bir şehirde yaşıyor olmamızdan mıdır nedir tam anlamış değilim ama bizim gibi yazılımı sevip yazılım alanında ilerlemek isteyen Bucak'lı öğrencilerimizin bizler kadar bilgiye erişme fırsatı olmuyor. Bu yazılıma gösterilen ilgi karşısında inanın "yahu istanbul, ankara ... gibi illerde yapılan seminerlere katılmayan, ya da iş olsun diye katılan, ya da aman dinleneyim ne semineri şimdi" diyenler aklıma geliyor da susmakla yetinmek sanırım daha iyi olacak.

Öğrenciler için faydalı olmak adına elinde gelen tüm özveriyi gösteren ,Tekrardan Okul Müdür Sayın Doç. Dr. Hüseyin DALGAR'a ,Hasan MAZLUM'a, misafirperverliğinden ve ilgisinden dolayı İlker UNAL'a, Recep ÇOLAK'a, yemek tercihlerindeki önerileri ve bizi havaalanına son dakikada yetiştiren sevigili Şeref ÇALKAYA Hocam'a (Kusura bakmayın vedalaşamadık) ve ismini hatırlayamadığım Hoca'larıma teşekkür ediyorum.


 
Categories: Inceleme | Internet | Yasam

16 Şubatta Çankaya üniversitesinde daha önce iki kez Istanbulda düzenlemiş olduğumuz etkinliğimizi gerçekleştirdik. Tüm katılımcılara faydalı olduğumuzu umarım. Etkinliğin düzenlenmesinde başta İlker Acar olmak üzere, diğer MSP arkadaşlara teşekkür ederiz.

Not : Berk sana ayrıca teşekkür ederim ;) o güzel kahvaltı mekanı ile bizleri buluşturduğun için :)




 
Categories: .NET | Yasam

November 26, 2007
@ 11:33 AM

C#nedir?com ekibi olarak çok güzel ve büyük bir etkinliğin daha gerçekleşmesi mutluluğu içerisindeyiz.
Tüm katılımcı arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum kendi adıma.


 
Categories: Yasam

October 5, 2007
@ 11:38 PM

Nerden aklımda kalmış bilmiyorum ama Tv'de yayınlanacağı zaman tanıtımlarını ilgi ile izlemiştim. Malesef yayınlandığında ise ( tekrarlarının olduğunu hatırlıyorum ) izleme fırsatı bulamamıştım. Asansörde iken bir konuşmaya kulak misafiri olduğumda "hay Allah! kan uykusu...ilk fırsatta izlemeliyim" fikri uyandırmıştı. Şirketteydim ve ilk işim  youtube'da aratmak oldu ( google video dan da terk parça halinde izleyebilirsiniz). Ve tüm bölümler 10'ar dk'lık bölümler halindeydi. İzlemeye başladım. Bir belgeselin  insanı bu kadar etkileyeceğini açıkcası ummuyordum ve günümün bu kadar kötü geçeceğini de.

Mutlaka izlenmesi gerektiğini düşündüğüm ( "eh yani günaydın" der gibi olanlar mazur görsün ) bu belgesel yeri gelince gözlerin dolmasına bile neden oluyor. Özellikle son 10 dakikalık bölümde ( Iran'daki bölücü örgüte baskın düzenlenmek istenir, Demirel buna izin vermez, o bölücü örgüt üyeleri karakollarımızdan birisine saldırı düzenler ve onlarca şehit veririz) resmen beynimden  vuruldum. Ve hemen arkasında bu olayların içinde olan bir albayın şu sözleri ise gerçekten düşündürücü

... ölü bir teröristin Türkiye Cumhuriyetine maliyeti 10 tirilyon liradır. Eğer ki biz son 20 yılda 30 bin teröristi bertaraf etmiş isek, Türkiye'nin bundan kaybı 300 katrilyon Türk Lirasıdır. O zaman soru şu; bu 300 katrilyon kime gidiyor ? Terörden doğan rantın nereye gittiğini bilirseniz o zaman terör ile mücadele edilmeyişinin sebeblerini ortaya koyabilirsiniz. Onun içinde şahsi menfaatiniz de olabilir...

Yakın tarihimizde yaşanan (93 - 95 yıllarında PKK'ya karşı düzenlenen operasyonlar) bu önemli olayların baş kahramanları yaşadıklarını şimdiye kadar izlemediğim birçok görüntü eşliğinde anlatıyor. Tekrar tekrar izlenmesi gereken bir baş yapıt olan kan uykusu, bizler bu yazıları okurken, işlerimizi yaparken, akşam eve gittiğimizde huzurlu  bir şekilde ailemizle yemek yerken birilerinin başka dünyalarda yaşadığını, başka dünyalarda mücadele ettiğini ve günlük yaşamda asla aklımızın ucuna getirmediğimiz, hatırlamadığımız bu insalara gönülden vefa borcumuzun olduğunu hatırlatıyor.

Söylesem tesiri yok,
Sussam,
Gönül razı değil.

               Fuzuli


 
Categories: Yasam

August 14, 2007
@ 03:54 PM

Radyoda denk gelmiştim. Aklıma geldi arattım. İşte sonuç


 
Categories: Yasam

July 20, 2007
@ 10:42 PM
Yazılım alanında çalışan bizler üniversite sınavlarına girerken en "prestijli", en "popüler", en "iyi", ençok "para kazandıran", "en iyi şirketlerde iş bulma imkanı sağlayan" mesleği icra edicek ilgili bölümleri - isimler saymıyorum sizler zaten oralardan mezunsunuz - seçeriz. Neden? Çünkü çok fena kandırıldık, çok pis gaza geldik, çok pis özendirildik!!!

-Abi ne hangi bölümü kazandın?
- Bilg.. (ilgili bölümlerden birisi)
- vaayyy helal... demek hacker olcan ilerde...
-hı ? nasil ?
- olm süper.. mailleri felam hacklicek programlar felam da yazarsın
- şey .. evet.. dimi
-süper yav...
-hıhı süper.. dimi *#$$$^
-senden korkulur artık

Hem de birçoğumuz en iyi üniversitelerden mezun olduk. Mezun olabilmek için geceler boyu çalıştık, günün çok büyük bir bölümünü pc başında geçirerek mezun olmaya çalıştık. İlgili bölümden değil de biraz yakın bölümde okuyanlar ise - mesela ben ( matematik ) - hem kendi bölümümün dersleri ile ilgilenip bir yandan da yazılım alanında kişisel çabalar ile, ya da yandan kurs takviyeleri ile, kendimizi parçalayarak bu sektörde yer edinmek için çalıştık!  Peki ya şimdi ?

Devam etmeden önce "şimdi?" sorusunu bir düşünün derim, sonra devam edelim. Şimdi, birçoğumuz universitelerdeki eğitimlerden memnun değiliz -oysa en kaliteli üniversitelerden mezun olduk ama!!!  - .Ya üniversitedeki değerli eğitim görevlilerimiz bu işi bilmiyor? ya da hala 1980 1990 ların konuları ile "eğitiliyoruz". Birçok yazılım ile ilgili posta gruplarına baktığımızda her sezon benzer sorularla karşılaşıyoruz

"-x algoritmasını bilen? -".
"-x hocası x dersten sınav yapacak, x konusunu anlatmadı ama soruo"
"-x konsunda bitirme aldım lütfen yardım!!"
"-x ile ilgili bir koda ihtiyacım var yardım plsss!!!"
"-x konusu ile ilgili bişi yapacam.. nerden nasil başlayayım"

Ya da  bizler savsaklayıp çalışmıyoruz ki  buna kargalar bile güler. Çok çalışıyoruz bir kere!!! Peki neden memnun değiliz. Sanırm en büyük etken "piyasa" diye tabir ettiğimiz, üniversitenin ilgili bölümlerinden mezun olanların çalışacağı şirketler!!! Sizden üniversitede aldığınız eğitimleri değil sizin onlar için "piyasada" kendilerine para kazandıracağınız konularda bilgili olmanızı isterler, kendisine para kazandırabiliyor musun? Tamam sen onların arkadıkları adamsın!!! Okulun notların onları ilgilendirmez ki. "Piyasalar" bizden neler istiyor diyorsanız, iş ilanlarına bakmanız yeterli. Zaten üniversitelerimizde ucundan azcık belirli konularda iyisiyle kötüsüyle -ki genelde pek de iyi olmadığınu duyuyorum çalışma arkadaşlarımdan - dersler veriyorlar(mış). Tabi bizler de  verilenleri  en iyi  şekilde hatmedip, yüksek notlar alıp bir sonraki sene daha da notlarımızı yükseltme hayalleri kurup, mezun olduğumuzda elimizde yüksek notlarla süslenmiş, parlak diplomalarımızla iş armaya çıktığımızda umduğumuzu bulamıyoruz. Ya sonra? Sonrası malum kişisel tonlarca caba ve para harcayarak piyasanın istediği "eleman" haline dönüşmeye çalıyoruz. Şimdi geri dönüp ilgili bölümleri tercih ederken ki halimizi düşünelim. Üzücü değil mi? Oysaki biz şu anda milyon YTL lik projelerde yer alıyor olmamız lazımdı.

Yenileri geçtim de sekörde 4 5 yıldır çalışan arkadaşlarımıza baktığımızda birçoğunun defalarca  iş değiştirdiğini görüyoruz. Nedeni ise açık!! milyon ytl lik projelerde değiliz? neden belli sömürülüyor.. neden belli istediği kadar para kazanmıyor...neden basit ofislerde daralıyoruz... neden çok çok belli. Bu iş çok ama çok stresli. Bu işi bırakıp bakkal manav olmak isteyen kimse ile karşılaşmadınız mı ? Ben çok karşılaştım. İş kolay değil. Basit bir program yazıyor olsanız bile aşırı derecede kosantre olmalısınız, hata kabul etmeyen bir işle ilgileniyorsunuz, hele bir de binlerce kişinin kullandığı bir yazılım ile ilgili  sorunla karşılaşmışsanız işte stres ile de gerçekten karşılaşmışsınızdır. Geçmiş olsun!

Sonra etrafınızdan serzenişler almaya başlarsınız. Asosyal damgası yersiniz.Sosyal ilişkilerinizde aksamalar başlar. Nasıl başlamasın ki? 17' lik ekran karşısında saatlerimizi geçiriyoruz, günlerce geçirdiğimiz de oluyor, hatta sıkışan bazı projelerde 2 3 gün uyumadan kod yazdığımız da oluyor, hatta sızdığımız anlarda da rüyalarımızda kodlar yazıyoruz, zaman zaman konuşmalarımız da bile aksamalar oluyor.Bundan normal ne olabilir ki? Bizim mesleğimiz yıpratıcı bir meslek. Hala cevap bulabilmiş değilim kaç yaşına kadar yapabilir bir insan bu mesleği. Bu kadar yoğunluk içinde bir de insan ilişkilerinde en iyisini arama gibi bir hastalığa kapılıyorsunuz ki, yanınızdaki kişinin en ufak hatasını kabullenemiyorsunuz. Çünkü gayet kesinlik içeren sorunlarla uğraştığınız mesleğiniz iliklerinize kadar işlemiş.Ekran esirleri olarak gelecekteki planlarımıza biraz daha göz atmakda yarar var. Sağlık sorunlarından bahsetmiyorum bile.. Gözler bozuk, kilolu ya da aşırı zayıf, bel boyun ağrısı çeken ,aklı karışık dalgın asosyaller topluluğunu oluşturuyoruz:)

Bunları düşünmeme neden olan küçük bir olayı anlatayım : 1 gün boyunca f5 veya Debug-> Run Without Debuging menüleri arasında gidip gelmişim. Akşam Outlook'un açık olmadığını fark edince hemen açtım. Ve açar açmaz ilk işim F5'e basmak oldu. Mailler gelmemişti ? Debug menüsünü arıyorum outlook menülerinde.. yok..ay çıldırcam mailler neden gelmiyor ctrl+f5, f5, f6 hiç biri işe yaramıyor! 30 40 sn kadar uğraştıkdan sonra Visual Studio 2005 ile Outlook'u karıştırdığımı fark ettim. Send/Receive ordan bana şaşırmış gözlerle bakıyordu ? Ve ilk gelen mail başlığı "Hocam yardım!"... Asıl ben "Yardım pls???"





 
Categories: Yasam

July 20, 2007
@ 09:43 PM

Selamlar,

Uzun zamandır blog'umla ilgilenemiyorum. Gerek özel yaşantıdaki gelişmeler, gerek iş konusundaki yoğun bir çalışma dönemine ekip olarak girmiş olmamız - bekleyin güzel bir süpriz geliyor!!! - blog için zaman ayırmaya engel oldu. Aslında özeleştiri yapacak olursam, sanki blog en son düşünülecek, en son zaman ayrılması gereken çalışma gibi geliyormuş gibi davranmam hoşuma gitmedi. Aslında işleri önem derecesine göre sıraya sokacak olursa ilk 3 de blog için yazı yazmak yer almalı. Umarım kendi özeleştirimi kendim dikkate alırım bundan sonra:)

Hemen elime geçen programlarımızla ilgili resimlere çok çok geçte kalmış olsam burda yer vereyim.

Sevgili arkadaşlar, her nekadar "hocam, şunu da anlatın, hocam bu nasıl, bunu da isteriz" gibi konu dışı istekleriniz ile kursu 1 hafta daha uzatmış olmanıza rağmen güzel bir program geçirdiğimi belirtmek isterim. Hele de program sonunda 2 3 arkadaşımızın projelerini görünce hem kendi adıma sevindim hem de eğitimin başarılı bir şekilde geçtiğine daha da kanaat ettim. Umarım iş hayatınızda daha da başarılı olursunuz.

 

  
 
Categories: Asp.net | Yasam

Ne zor iştir yahu bu iş!!!

Eğer ebeveyinleriniz ile yaşıyorsanız, odanızda saatlerce verilen projenin zamanında bitmesi ya da verilen ödevin bir an önce yetiştirilmesi için bilgisayar başında vakit geçirmek zorunda olduğunuzdan anne ve babanızın yüzünüzü zor gördüğü şikayetleri ile yaşamak zorundasınızdır. Eğer anne ve babanızdan ayrı yaşıyorsanız - burnunuzda tütmesine rağmen - iş için şehir dışında olduğunuzdan, elinizdeki projenin gecikmemesi için sürekli çabaladığınızdan  onları ziyaret etmediğiniz için sitem dolu serzenişleri sık sık duymak zorundasınızdır.

Eğer evli iseniz, elinizdeki işin eksikliklerini gidermek ya da kişisel gelişiminizi için iş saatleri dışında makale veya blog okuyorsanız bol bol eşinizin sürekli kendisine yeteri kadar zaman ayıramadığını duyup kaprisleri ile yaşamak zorundasınızdır. Eğer kız arkadaşınız ile birlikte yaşıyorsanız da aynı durum geçerlidir. Bir şekilde mucize gerçekleşip de kendinize 1 2 saat zaman ayırma fırsatında da lost izleyeyim olmadı heroes izleyeyim yok fırsat bu fırsat cnbc-e de aylardır izleyemedğiniz family guy'ı izleyeyim dediğiniz de ise durum içler acısıdır. Eşinizden : "boş zamanında bile bana zaman ayırmıyorsun!!!" . E haklı mıdır haksız mıdır tartışılır. Pek de haksız değil sanırım. Ama ben ne olcam ? ya kendim ???

Eğer arkadaş çevreniz varsa - bunca yoğunlukda arkadaş da edinmişsiniz. Bravo!! - siz yeni çıkan library ya da frameworkleri büyük bir iştahla test edip demolar hazırlarken,sizi Dolmabahçe'de çay içmeye davet eden arkadaşlarınızdan görüşememekle ilgili yarı sitem yarı küfür şikayetleri dinlemek zorundasınızdır. Herhangi bir IM - ki genelde MSN Messenger- kullanıyorsanız,siz bilgisayar başında ya sızmışsınızdır ya çalışmaktan yorgun gözlerinizi açamadığınızdan bilgisayarı bile kapatmadan kendinizi yatacak en yakın yere atarken, arkadaşınız MSN den size neden cevap yazmadığınızı ısrarla sormuş, onlarca defa titreşim göndemiş, onlarca satır "orda mısın, neden cevap vermiyorsun" gibi anlamsız satırları yazmıştır. Siz ise sabah uykuya doymamış gözlerle kalkıp bilgisayarınızı kaparken bu yazılanları görüp büyük bir sabırla alttan almak zorunda kalıp arkadaşınıza açıklama yapmak zorundasınızdır.

Eğer iş arkadaş çevreniz varsa, kendileri halı saha maçları,hafta sonu şehirdışı gezileri vs... için liste oluştururken ya da yakınları ile haftasonlarını ya da mesai saati sonlarını değerlendirirken, siz kendinize yıkılan işleri bir an evvel bitirmek için çalışıyorsanız olanlara kulak asmayıp sabretmek zorundasınızdır.

Eğer aile çevreniz varsa, siz ya eğitim veriyorsunuzdur ya da eğitim almak için mesai saatleri dışında dahi eğitime gidip kendinizi geliştirme çabalaması içinde iken, yakınlarınızdan yüzünüze hasret kaldıklarını, "sanal aleme" kendinizi çok kaptırmamanızı, "sanal  alem"in iyi aile kızları ve erkeklerine zararlarından bahsedilir. Hele de işinizden gram anlamayan bir yakın çevreniz varsa" ay senin bu oğlan/kız çok oyun oynuyo..." tespitlerine kulak tıkamak zorunda kalırsınız.

Eminim sizlerin de bu yazıya kendinizce eklediğiniz birçok tespit vardır başınızdan geçen.Ne yapalım. Haklılar. En iyisi bunları okuyacağınıza gidin yatın benim gibi. Sabah yeni bir yaşam! döngüsü sizi bekliyor.

Eh be kardeşim ne zor işmiş bu yazlımcılık.


 
Categories: Yasam

May 27, 2007
@ 08:58 PM
BT Akademi'nin en geniş ve uzun soluklu eğitimi olan bir .NET Akademi'yi daha bitirdik. Eminim ki; katılımcı arkadaşlar aldıkları eğitimler ile iş hayatlarında daha da başarılı olacaklar.


     
 
Categories: Yasam

February 12, 2007
@ 11:31 PM

Hepimizi üzen malum savaşı protesto etmek için hazırlanmış akıl içerikli afişleri şuradan ve şuradan inceleyebilirsimiz. Favorim ise aşağıda.



 
Categories: Yasam

January 3, 2007
@ 12:00 AM

7 yillik gelenek devam ediyor. Yeni bir seneye daha pc basında internet ile girme fırsatını yakaladım ;)


Herkese iyi seneler.


7D7 ile ilgili bazı bilgiler;



UTC = 128128608000000000

Tick = 633 039 840 000 000 000

Toplam geçen gün = 732 685

Toplam geçen saat = 17 584 440

Toplam geçen dakika = 1 055 066 400

Toplam geçen saniye = 63 303 984 000

Toplam geçen milisaniye = 63 303 984 000 000


 
Categories: Yasam

January 1, 2007
@ 12:00 AM

Bayramını sevdiklerinden uzaklarda yaşayanlar için...


Ek : (Vertical Horizon bir konserinde akustik olarak seslendirmiş ki tadından yenmiyor.)



 
Categories: Yasam

December 14, 2006
@ 12:00 AM

Eminim Kasabian seven ya da fanatiği olan bir çok kişi bunu okuduktan sonra "yeni mi duydun? yok daha neler? şimdiye kadar ne dinliodun?" gibi serzenişlerde bulunabilirler. Ama geç de olsa dinlemeye başladığıma sevindim. İlginç bir tarza - britrock olduğunu öğrendim - sahipler. En sevdiğim parçaları ise processed beats. İş yaparken yormadan dinlenebiliyor. En azından iş yaparken biryandan da parçaları ile eğlenebiliyorum. Sanırım uzun bir süre de dinleyeceğime benziyor. Tavsiye olunur.



 
Categories: Yasam

November 3, 2006
@ 12:00 AM

Dün gece sevgili dostum Sefer Algan ile SINAV filmini izlemeye gittik. Biraz tereddütte kaldık. Sınav'a mı girelim yoksa Koruyucu'ya mı diye. Kazanan Yeşilçam olsun dedik ve filme girdik biraz da şüphe ile. Her zaman 3 5 kişi olan sinemada yaklaşık 20 25 kişiyi görünce - saatin geç olması da buna etken - baya bir şaşırdık. Film gayet güzel. Özellikle kurgusu güzel hazırlanmış, izleyiciyi filmin sonunda ağzı açık bırakıyor. Oyuncular da gayet iyi performans göstermişler. Özellikle film müzikleri çok tanıdık gelecek. Sık sık filmde geçmişe ve filmin ilerisine geçişler yaşıyorsunuz siyah bol bol kullanılmış beyaz karelerle.Biraz gençlere hitap eden bir film olmasına karşın, yer yer ağır hüzün, yer yer komedi, yer yer heycan kısacası film de herşey var. Özellikle çok küfür kullanmadan ilginç espriler dönüyor. Jan kılod vam dam'ın filme girmesi de ayrı bir hava katmış gerçekten. İzlemenizi tavsiye ederim.  



 
Categories: Yasam

October 27, 2006
@ 12:00 AM

Bakarsın 7 yıl sonra bilemedin 10 15 yıl sonra... bakarsın hiç. Ama birgün bunları okursan bilki senin farkına bugün vardık.


HOŞGELDIN!


 
Categories: Yasam

October 22, 2006
@ 12:00 AM

Renklerin ustası olarak anılan büyük bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta öğrencisini uğurlarken, yaptığı resmi şehrin en kalabalık meydanına koymasını ve yanına da kırmızı bir kalem bırakmasını,halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmesini istemiş.


Öğrenci birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde resmin çarpılar içindeolduğunu görmüş.


Üzüntüyle ustasına gitmiş. Usta ressam üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta yine, resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemişfakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını ve yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile bırakmasını önermiş.


Öğrenci denileni yapmış. Birkaç gün sonra bakmış ki resmine hiç dokunulmamış. Sevinçle ustasına koşmuş.


Usta ressam şöyle demiş:


"İlkinde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün.Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir.
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın.Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma."


 
Categories: Yasam

October 17, 2006
@ 12:00 AM

Bu kısa videoda güzellik kavramını "net" bir şekilde tekrar düşünmemiz gerektiğini vurguluyor. Sanırım!


 
Categories: Yasam

September 6, 2006
@ 12:00 AM

Güneş yükselmeden kuşluk yerine 
Bir adam camiden döndü evine 
Oturdu sessizce yer minderine 

Kızı " bayram" dedi, yalinayaklı 
Adam " Bayram" dedi tam ağlamaklı 

Eli öpüldükçe içi burkuldu 
Konuşmak istedi dili tutuldu 
Güç bela ağzından bir " of" kurtuldu 

Oğlu " Bayram dedi sırtı yamalı 
Adam " he ya" dedi gözü kapalı 

Düşündü kış yakın, evde odun Yok 
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok 
Yok yoka karışmış: tuz yok, sabun yok 

Avrat " Bayram" dedi eğdi başını 
Adam " evet" dedi, sıktı dişini 

Çalışsa ne iş var, ne cepte para 
Dağ oldu içinde büyüyen yara 
Dikti gözlerini karşı duvara 

Takvim " Bayram" dedi, silindi yazı 
Adam " öyle" dedi, bağrında sızı 

Döndürse yönünü herhangi dosta 
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta 
Aylar, yıllar, günler erirken yasta; 

Yer - gök " Bayram" dedi ağzını açtı; 
Adam " Bayram" dedi evinden kaçtı.


Abdurrahim Karakoç


 
Categories: Yasam

September 3, 2006
@ 12:00 AM










 
Categories: Yasam

August 14, 2006
@ 12:00 AM

Uzun zamandır film izlemeye fırsat bulamıyordum. İşten güçten fırsat bulunca ilk işim arkaşımın son dakikada çantama attığı VCD'yi  izlemek oldu. Gösterimden çıkalı bir hayli zaman olmasına karşın sık sık hakkında güzel yorumlar işittiğim Babam ve Oğlum seyrettiğim filmler arasında enler listeme girdi. Kısacası ağlatan bir film. Oyunculuklar hakkında söyleyeceğim tek şey mükemmel ötesi. Ama Fikret Kuşkan bir başkaydı. Yetkin Dikiciler yine oyunculuğun - nedeni sormamamız gereken bir özürü olan Abi rolü ile  - zirvesinde idi sevigili Amca. Binnur Kaya da olmasa film tam drama olacakmış. Çetin Tekindor ise sizi ağlatacak olan oyuncu. İzlerken hastanedeki kantin sahnesinde Çetin Tekindor konuşurken kendinizi tutmayın!!!


Senaryo gayet sürükleyici, dikkat dağıtmadan izleyiciyi konuya ve sokulmak istenen atmosfere rahatlıkla sokabiliyor. Ağlarken etrafınızdakilere çaktırmadan gözyaşlarınızı silebileceğiniz komik sahneler de yok değil. Bir klasik artık benim gözümde.


Özellikle sevdiğiniz insanlarla birlikte bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Sevdikerinizin kıymetini kaybettiğiniz zaman değerini anlayacağınızdan değil.. Kaybettiklerinizin değerini bir kez daha anlamak için.


- Ona bir oda ver baba.. gidecek hiçbir yeri yok!
- Sen benim oğlumsun.Canımdan öte cansın.Bu kadar diyeceğim.  Gerisini sen anlayıver gayrı.
- Sen beni ancak baba olunca anlayacaksın demiştim.
- Insan büyüyünce hayelleri küçülür mü?
- gördün mü evlat neymiş...
- baba oğluma söylemek istediğim çok şey var.benim yerime sen söylersin baba
- herkes nerde ? İhtilal oldu...
- ben ona içimden hep sadık derim.


 


 
Categories: Yasam

August 1, 2006
@ 12:00 AM

İlk başta pek inandırıcı gelmese de dinlediğinizde bir süre sonra gerçekten  de enstruman kullanılmadığını anlayacaksınız. Kendisini tebrik ediyor, kod yazmanın da bir sanat olduğunu sevgili Bülent'e hatırlattıkdan sonra  C# kodları ile de bu çalışmaya benzer güzellikler çıkarmasını bekliyorum.

Peki o sesler ? kap kaçak çatal bıçak işte.


 
Categories: Yasam

July 5, 2006
@ 12:00 AM
Categories: Yasam

June 18, 2006
@ 12:00 AM


 
Categories: Yasam

using Internet;


class Blog

{

     public static void Main()

    {

         Blog oguzyagmur = new Blog("http://www.oguzyagmur.com");

    }

}


 
Categories: Yasam