January 30, 2009
@ 03:27 PM

Uzun zamandır dost sohbetlerinde bazı konuların herzamankinden daha sık konuşulması dikkatimi çekiyor. Her konuşmada aslında farklı fikirler farklı yaklaşımlar da ortaya çıkmıyor değil. Ben de sizleri özetle bu konuya ortak etmeye çalışarak, biraz olsun belirli sorular sordurmak niyetindeyim.

Yaklaşık bundan 11 yıl önce programlamaya adım atmak istediğimde ilk yaptığım iş çevremde ilk bulduğum "iyi" programcıya yapışmak ve beni programlama konusunda yönlendirmesini istemem oldu. Elimde bir Delphi 3 CD’si ve almam gereken bir kitabın isminden başka birşey yoktu. Hemen sahaflardan kitabi edindikten sonra yaklaşık 3 – 4 ay uğraştım ve kitapdaki örnekleri çok güzel anlamama rağmen kendim birşeyler yapmak istediğimde takıldığımı farkettim. Sorunun bende olduğunu düşünürken yapmak istediklerim çok temel bilgilerle yapılabilmesi gerektiğini arkasından da aslında bu bilgilerin kitapta olmadığını farkettim. Kitap sadece sürükle bırak işlemleri ve IDEnin sunduğu imkanlarla en kolay şekilde nasıl bazı uygulamaların geliştirildiğinden bahsetmek öte gitmiyordu.Kullanılan dil ile ilgili çok yüzeysel bilgilerle geçiştirilmiş – ki şimdi o kitap elimde olsa o bilgilerin doğru olup olmadığına bakardım , bir ton yanlışlık içerdiğine eminim - işin mantığından uzak sadece birbiri ile bağlantısız problemleri çözen bilgiler içeren, kısaca "buton altı programcılar" yetiştiren bir kitapdan ibaret olduğunu belirli bir aşama kat ettikden sonra anlamam zor olmadı. Bu arada konu ile ilgili başka kitapları da incelediğimde benzer durumların olduğunu görmem beni üzdü açıkcası. 2 – 3 sene sonra ise bu "sevgili" yazarlarımızın aslında her konuya oldukça hakim olduklarını ve kitap yazabilecek seviyede de bilgili olduklarını gördüm.Oldukça ironik bir durum açıkcası!. Ama bu ironi, zaman içerisinde meslek arkadaşlarım ile konuşmalarımda ya da kullanıcı grubu sitelerindeki forumlarda yazılanları ve sorulan soruları gördükçe bende trajediye dönüştü. Artık yazılım dünyasında öyle bir kitle oluşmuştu ki – o zamanlarda kaynak sıkıntısının olması ve ne yazıkki bilgiye erişimin alternatiflerinin yeterli olmamasındanbahsettiğim kitapları okuyarak programcılık yapıyorlardı. Eminim o yıllarda programlamay başlayan ve bu yazıyı okuyan meslektaşlarım hangi yazarlardan ve kitaplardan bahsettiğimi çok iyi biliyorlardır. Ve inanır mısınız ben hala bundan 2 sene öncesine kadar bir umut kitapçılara "iyi bir kitap bulayım da gerek öğrenci arkadaşlarıma tavsiye edeyim gerekse de kendim için başka bir meslektaşımın konulara bakış açısından faydalanayım" mantığı ile ara ara uğrardım. Ama malesef artık onu da yapmıyorum. Tabi ki zaman içerisinde kaliteli ve özgün kitaplar da çıktı ve hala bu kitapların 8., 9., 10. baskılarını görmekteyiz, teşekkürlerimi sunarım bu yazarlarımıza. Ve işin en üzücü yanı da bu gidişatın son 2 yıl içinde yine başa dönmesi.
.
Yani aktörlerin değişmesine rağmen senaryoların aynı kalması. Sonuç ; yine bilgiden yoksun, mantıkdan yoksun, kurulum ve ekran görüntüleri resimleri ile yarısı dolmuş , tamamen saçma ve anlamsız basit örneklerle dolu ,fiyatı gramajından ağır ve kendisini her konuda bilgili sanan yazdığı içerikler iyi okunduğunda aslında konudan bihaber yazarların yazdığı kitaplar yine vitrinleri süslemekte.İşin kötüsü de yine programlamaya yeni başlayan arkadaşlarımızın elinde bu kitaplar dolanmakta. Bu konu ile ilgili çevremde " ya bu kitapları onaylayan birileri olsun, belirli bir kontrolden geçsin öyle yayınlansın" gibi yöntemler duyuyorum. Peki bu kitapları basanların işine gelmeyecektir. Hatta iyi ya da kötü bir şekilde kitap basımı için "sevgili yazarlarımız" teşvik bile ediliyor malesef.

Bahsi geçen yıllar ile günümüz arasında oldukça farklar oluştu zaman içerisinde. Örneğin o zamanlarda kitap yazmak kitabı olmak oldukça etkili bir işken şimdi isteyen istediği gibi kitap yazabiliyor.İşin ilginç yanı kısa metrajlı filmler de yani makaleler de günümüzde kitaplar kadar rağbet görebiliyor. Bilgiye erişim aracı olarak belki de artık günümüzde kitaplardan çok makaleler kullanılıyor gibi. Kitaplardan daha kolay bir şekilde ve ücertsiz olarak makalelere erişilebilmesi bence korkutucu bir durum oluşturuyor.Bu kitaplarda ya da makalelerde anlaşılır eğitici örneklerin ve yazıyı yazanın edindiği deneyimlerin okuyucuya aktarılmasını geçtim doğru bilgi bulmak artık mesleğe ve konulara o kadar uzak ki "sevgili yazarımız" , yazı yazmak için esinlendiği kaynakları okurken tam anlayamadığından olsa gerek – bile oldukça zor artık. Yani bilgiye erişimin kolaylaşması aslında doğru bilginin değil de kirli ve ne amaçla yazıldığı "belli olmayan" – aslında bilen bilir ne amaçla yazıldığı da - yazıların ya da kitapların "Türkçe içerik az! çok olsun!","Bilgi paylaştıkça çoğalır!" naraları ile bilgi çöplüğüne dönüştürüldüğü ve bu çöplükte programlamaya yeni başlayan arkadaşları düşündükçe kendimi önceden içinde bulunduğum ortamı göz önüne alarak daha şanslı hissediyorum. En azından etkileneceğim ya da yanlış şeyleri öğreneceğim kaynak kısıtlı iken şimdiki durum... Üzücü.Yazımın başında da bahsettiğim gibi şu sıralar bu konular üzerine sohbetlerin sıklığının artmasının bir açıklayıcı nedeni olduğunu umarım anlatabiliyorumdur. Lütfen bu yazıdan sonra ya da şimdi http://ileriseviye.org/arasayfa.php?inode=programmingtenyears.html linkindeki yazıyı okuyunuz. Oldukça güzel ve insanın kafasında soru işaretleri oluşturacak bir yazı.

Günümüzde kişisel gelişim için ya da mesleki bilginin artması için yapılması gereken bir eğitim kurumdan eğitim almak ya da seminerlere katılmak da bir başka artarak tercih edilen yoldur. Eğitimdeki amaç bilgili ve en önemlisi deneyimli birisinden programalama sanatını öğrenmektir. Eğitimdeki geçirilen 100 dk içerisindeki edinimlerin 1000dk makale okumakla edinilemeyeceğini düşünüyorum. Çünkü eğitim kurumundaki "eğitmen" size deneyimlerini aktaracaktır. Sizin öğrenmek istediklerinizi o çok uzun zaman önce öğrenmiş bunları kullanmış neyin nasıl olacağını çok iyi biliyordur. Örneğin neden buton altına veritabanına bağlantı sağlayan kodların yazılmayacağını bunun ayrı bir katman olarak tasarlanması gerektiği vs vs.... Çünkü eğitmen buton altına yazıldığında ilerde neler olabileceğini proje büyüdükçe ne gibi sıkıntılar oluşturabileceği konusunda deneyim edinmiştir, lütfen dikkat edin deneyim edinmiştir, yaşamıştır, görmüştür, sonuçları ile karşılaşmıştır.Bunlar çok ama çok önemli edinimlerdir. Ve o eğitime gelenlerin sorularına da daha önceden edindiği deneyimlerden yola çıkıp "yorumlayarak" cevap verebilecektir. Oysaki piyasadaki eğitim kurumlarını ve eğitmenleri incelediğinizde durumun ne kadar vehamet vereceğini göreceksiniz. Eğitim artık ticari bir meta olmuş olduğunu, eğitim içeriklerinin sadece belirli sınavları geçmeye yönelik olduğunu, eğitim kurumlarının gelen talepleri değerlendirmek için eğitmen eksikliğine rağmen eğitimi açmak için bir önceki sınıflarda öğrenci olanların eğitmen olarak sınıflara sokulduğunu, yazılım ve proje deneyimi olmayanların eğitmen yapıldığını, hayatında hiçbir şekilde eğitim verdiği konu ile ilgili proje deyimi yaşamamış - E be adam sen de! Yeni işte hemen projede kullanıp deneyim mi edinmek lazım diye sorarsanız şunu derim : daha önce deneyim sahibi ise bu yenliklerin amacını algılayıp kısa sürede konuya hakim olabilir. Oysaki her yenilik sanki çok büyük bir olaymış, sanki ilk defa keşfedilmiş gibi anlatılıp yine kitleler yanlış yönlendirilmektedir.- olması dikkate alınmadan eğitim ceya seminer verebildiğini göreceksiniz. Malesef üzülerek belirtmek isterim ki Türkiye’deki eğitim sektöründeki eğitmenler tam tersi bir durum içerisindedirler. Hiçbir deneyime sahip değilken "eğitim vereyim deneyim sahibi olurum sonra da yazılım yapmaya başlarım" mantığı içerisindedirler ya da yönlendirilmektedirler. Peki bu durumda sizden eğitim almak için gelen katılımcıların emekleri, paraları ve daha da önemlisi zamanları ne olacak ? Bazı ortamlarda ayak üstü sohbetlerde anlaıyoruz ki bu şekilde eğitim kazasına uğramış kitle hiç de küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Peki siz görmüyüyor musunuz çevrenizde birçok sertifika sahibi ama proje yapmaya başlayınca eli ayağına karışan kişileri ? Bu kişiler nerden çıkıyor, nasıl bu hale geliyor ? Umarım açıklayabilmişimdir. Herzaman – kendi öğrencilerim de dahil olmak üzere şunu söylerim; eğitim kurumu, yeri , şartları, olanakları vs vs önemli değildir, yeter ki eğitmen deneyimli ve bilgili olsun. Emin olabilirsiniz ki o eğitim size düşünemeyeceğiniz kadar faydalı olacaktır.

Gelelim seminere!Seminer, ne kadar kolay değil mi? Birisi çıkar bir konu hakkında 1 bilemedin 2 saat konuşur, yeniliklerden bahseder. Tabi konular yenilik olduğu için biz de öyle ağzımız açık dinleriz. Çünkü yeniliktir, sorulacak çokşey yoktur. Basit bir iş, ürün tanıtımı. Ha ben bu olmasın demiyorum kesinlikle. Bu da olması gereken bir iş, vizyon kazanmak için güzel bir imkan. Amma velakin, nereye kadar be kardeşim! Sen o yenilikleri gördün ettin kullanmaya karar verdin, peki ya sonrası ? Aldın projede kullanacaksın, sağdan soldan bilgilere eriştin, peki o bilgilere biraz dikkat ettiğimizde ne kadar yüzeysel olduğunu görüyor muyuz ? Onu al sürükle bu var bunu da şuna koy, ordan hazırı var al onu...Yok artık! Bir süre sonra bunları "bir bilene" sorma ihtıyacı çekip bilenlerin kullanıcı grupları ile buluştuğu etkinliklere baktığınızda yeniliklerden başka birşey görebiliyor musunuz ? Oysaki seminerlerden biraz da olsun beklenen kullanılan teknoljilerin ve ürünleri gerçek hayat uygulamarında kullanılırken yaşanan sorunlar ve bu sorunların aşımı üzerindeki edinilen deneyimlerin paylaşılmasıdır. Ama malesef bu düzeyde seminerler gerçekleştirebilecek kişi sayısı ne kadar az değil mi ? Çok uzatmadan bu konudaki beni üzen kısım bu yenilik anlatan deneyimsiz, bir gecede slayt hazırlayıp insanların karşısına çıktıkdan sonra "sektörün önde gidenleri", "her şeyi yalamış yumuş adam","adama bak her şeyi biliyor" .... şeklindeki etiketlerle insanları yanlış yönlendirmelerinden kaynaklanan sorunlardır. Inanın arkadaşlar siz onlardan daha çok şey biliyorsunuz! Çünkü siz onları kullanıyor, onlarla ürünler çıkarıyor neyin ne olduğunu çok daha iyi biliyorsunuz!

Sonuç olarak kötü bir nesil yetişmekte, bu nesli eğitecek kurum ve kuruluşlar da dibe vurmuş durumda malesef. Benim yaşadığım olayları bu işlere yeni başlayanlar yada henüz başında olanlar yaşamasın istiyorum! İş görüşmelerinde elinde setifikalarla gelip birkaç soru sonrası temel özelliklere bile sahip olamayan ve yüzü kızarark iş görüşmelerinden ayrılan arkadaşlarımız olmasın istiyorum. Kral çıplak mı bilemiyorum ama şapkamızı lütfen önümüze koyalım ve yanlış yetişen bir yazılımcı kitlemiz olmasın, olmaması için elimizden geleni yaplım, seçici olalım, birşeylerin farkına varalım!.